Şiirlerim - "Kendimi Sende Seviyorum"                                       

  SOKAK KIZI

Dinle
  SOKAK ÇOCUĞUYUM BEN

Dinle

  HAYALLER GARI  
  GİDERİM YOLLARIM IRAK  
  KAYIP  
  İNSANOĞLU SADECE İNSANOĞLU  

  İŞÇİDİR ELLERİM

 
  SEVGİ HIRSIZLARI  
  DİYARBEKİR DİYORDUN LO HALO

Dinle

  ANILAR VE YILLAR  
  MUNZUR UN KIZI  
   
   
   
   
   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  SOKAK KIZI

Kızıl saçlarına eylem adı konsa da,
Yine düşlerimde bin mum yakar beklerim.
Davamın gizinde sevemem seni.
Etnik bir dokunuşun var içimi ısıtan.
Vurulan uçurtmalar kadar sahipsiz gözlerin.
Sürüklediğin yüreğimde yok ki sevgi izin.
Süslü caddelerde maganda mezesi kimsesizliğin.
Geceleri beyaz giyer yine de fark edilmezdin.
Ama vurulmuşluğum vardı sana.
Copların gölgesinden kaçarken,
Elinde şemsiye güneşten kaçıyordun.
Tesadüfe bak ikimizde kaçıyorduk farklı yönlere.
Ve o gün anlamıştım ki farklı olan duygularımızın sonu olmalıydı.
Artık afişlerimi asarken geçtiğin yerlerden geçmeyecektim.
Dudaklarından kırmızı ruj damlayacaktı yine…
Tırnaklarımdan akan kan gibi,
Ben büyümeye mahkûmum asice.
Sen süslü caddelerde maganda mezesi kimsesizliğinle uysal…

Şiirlere Dön..

 

  SOKAK ÇOCUĞUYUM BEN

Yaşadığımın farkında mısınız?
Tükürülen bir çöp bidonunun içinde umutlarım.
Bazı geceler çocuk olurum.
Büyürüm, bazı geceler kendi dünyamda.
Bir cıgara bir ekmek parası diye yalvarır dudaklarım.
Kirli suratıma bir hayat, bir de aynalar gülmez.
Çocuklarınızın ellerinden tuttuğunuz gibi…
Tutar mısınız ellerimden tiksinmeden?
Bıçak gibi kesen soğukları bilir misiniz?
Köşe başındaki fırının sıcak ekmek kokusunu;
Anne kaç ekmek demenin özlemini bilir misiniz?
Kimliğim yok abi sokak çocuğuyum ben!
Babasızlığın ne demek olduğunu bilirmisiniz?
Hey be sokaklarda kulağınızı çekecek bir sürü baba var ya!
Yıldız manzaralı bir sürü ev barındırır beni.
O yüzden hiç sevmem kışı…
Hayat kartopunu sıkıp suratıma kimsesizliği atmış,
Yaşadığımın farkında mısınız?
Bir yüreğim var sizinki kadar sıcak.
Güneşte çiçek sulamayı,
Sınıfın içinde tahtaya yazılar yazmayı,
Resimler ve renk renk gökkuşağı çizmeyi isterdim…
Sesimi duyan var mı bir gözyaşına razıyım ben.

Şiirlere Dön..

 

  HAYALLER GARI

Gözlerin çocuk oluyor geceleri tren garında.
Gülümseyişin geliyor aklıma bazen,
Simit satıyordu umutlarım o zamanlar…
Sen ağlarken,
Uzun uzun sirenler çalıyordu beynimde.
Oysa bir kuş bile ıslanmazdı gözyaşlarında…
Dudakların rüzgâr yorgunu,
Yüreğim gözlerimin yetimiydi sensiz.
Keşke treni kaçırsa kalmış aklımın bir köşesinde.
Sende kaybolan beni arasa gözlerin.
Üşüseydin tek başına,
İki damla gözyaşına alevlenirdi yüreğim ısıtırdı seni.
Ucuz bir resim gibi artık hayat.
Birbirini kovalayan vagonları aşk sandık.
Aşkı kovaladığını sanırsın.
Oysa aşk; hep arkandadır.
Ve yine gözlerin çocuk oluyordu; geceleri tren garında…

Şiirlere Dön..

 

  GİDERİM YOLLARIM IRAK

Gece çocukların çığlıklarıyla uyanmak,
Aç karnına kurşun yemek,
Kimse istemezdi böyle yaşamayı…
Çiçekleri ezip geçen postallar,
Namlunun ucunda bir hayat hayat mıdır?
Yıkılmış evlerde taze cesetler,
Gözyaşlarında barut kokusu ve ter…
Gökten yağan yağmurlar kirli,
Toz toprak içinde kan kırmızı ağıtlar,
Öfkeyle inen eller hep kendi bedenlerine.
Giderim yollarım ırak…
Kimse özgür değildi kurşunlar kadar.
Hiçbir kuş uçamıyordu yavrusuz.
Ve güneşsiz açmıyordu hiçbir çocuk gözlerini.
Tarihin bile utandığı bir dünya sanki…
Aşağılık bir film gibiydi.
Gözlerimizle gördüğümüz,
Tok karnımıza seyredip prim verdiğimiz,
Aşağılık bir film gibiydi yaşananlar.
Giderim yollarım ırak, giderim yollarım insan…

Şiirlere Dön..

 

  KAYIP

Çarpık kentleşmenin manzarasında, çamurlu bir mahallede oturuyordu.
Sekiz kardeşinin en büyüğü idi,
En çok çalışanıydı…
Hafta sonları hayallere dalardı kapının önündeki küçük bahçede.
Öylece etrafı seyreder, kim bilir neler düşlüyordu…
Gecekondu dedikodusundan uzak kalırdı hep.
En çok da o huyunu sevmiştim.
Sevmeye sevmiştim; ama bir türlü de açılamamıştım.
Ne de nankördü hayat…
Babası hastanede temizlikçiydi.
Şimdi amansız bir hastalığın pençesinde ölümü bekliyor.
Helal olsun! Delikanlı kızdı.
Bütün acılara göğüs geriyordu tek başına.
Bir gün iş çıkışı ona açılmaya karar verdim.
Yanından geçerken yüzüme bile bakmadan,
Nemli gözlerle çekip gitti.
Kardeşi bir kavgada bıçaklanmıştı.
Sonradan öğrendim, ne talihsiz kızmış be!
Bir sabah ezanıydı,
Yağmur çiseliyordu ufaktan,
Aydınlanmamıştı daha sokaklar,
Dışarı çıktığımda evlerini bomboş gördüm.
Taşınmıştılar gece herkesten habersiz...
Oysa asıl taşınan bendim kendi yüreğinden...
Sahipsiz bir kedi yavrusu gibi her yerde aradım onu.
Ne onu buldum; ne de kendimi...
Gözümün gördüğü sadece sigara izmaritleriydi.
Can düşmanım olmuştu İstanbul’un bütün sokakları...
Yalnızlığımı üstüme örtüp yatardım.
Dokuz yıl geçmişti aradan,
Ben hala onu kaybettiğim yerde bekliyorum...
Gözlerim görmüyor hayat kör artık!

Şiirlere Dön..
 

  İNSANOĞLU SADECE İNSANOĞLU

Bir kozalak düştü hastanedeki parkta duran yalnızlığımın üstüne.
İrkildim bir anda.
Aklım başıma geldi çaresiz dolanmaktan yorgun bir şekilde...
Ellerim ve gözlerim tanıdık yüzler arıyor ansızın.
Sevginin uzaklığı, köşedeki sedye kadar soğuk ve garip...
Sağlık olsun yine... Çaysız simit boğazıma düğümlenmedi ya...
Kaç gündür yatarım bu parkta isimsiz bir ağaç gibi.
Her dökülen yaprağıma tutuşup sonbaharda çırılçıplak kalırım.
Bir ayrılık tohumu gibi bilip ölümü, gözyaşıma serperim geceleri.
Belki de kışın düşmeliydim bu hastane parkına...
Güneydoğulu bir refakatçinin yaktığı ateşin başında.
“Hele kurban yak bir tütün,” deyişine bozup tüm yeminleri,
Memleket ekmeğidir, helaldir al bir parça deyip,
Sonra yüreğini bölüp acılarıma,
Kirli sakalıma ve yırtık üstüme bakmadan tebessüm ederdi belki de...
Bir hayal daha bitmişti sabahın ilk ışıklarıyla.
Bugün ne acılar; ne sevinçler yaşanacak kim bilir?
Ateş düştüğü yeri yakarken gözyaşının seli yüreklere aksa...
Söner miydi yürekte yanan köz dağılır mıydı külleri rüzgârsız?
Kaç çiçek soldu ziyaret saatlerinden çöp tenekesine.
Ağıt vardı bazen kulağımda, hiç de yabancı olmadığım bir dille...
Morg soğuk, kar beyaz önlükler ve son dualar...
Bir ömür daha bitti derken,
Bir çocuk çığlığı koridorlarda...
Kız mı erkek mi diye soruluyor.
Ve derin bir ah çekerek:
İnsanoğlu sadece insanoğlu!

 

Şiirlere Dön..

 

  İŞÇİDİR ELLERİM

Tersane pasıdır alnımdaki,
Onurlu ve helâldir ekmeğimin tuzu,
İşçidir ellerim kâh maden ocağında kara terler dökerim.
Kâh kaportacıda on dördüme çekiç sallarım.
Simit satarım ilkokulda susam susam bozuk para sesinde.
Tren garında ayakkabı boyarım Diyarbakır şivesiyle:
“Parlamazsa para verme abi...
İşçidir ellerim, inşaat amelesiyim nasır tutmuş bileklerim...
Demirciyim, altmışımda demir gibiyim...
Boyacıyım, yüzümün renginden umut damlıyor duvarlara...
Kâğıt toplarım gecenin ayazında cıgara parasına.
Takalarda uşaklar denize açılırım karın tokluğuna.
Çukurova’da pamuk toplarım kendi yaralarıma
İşçidir ellerim, fabrika yollarında yeni terlemiş bıyıklarım...
Hamalım bir ekmek kokusuna hayatın yükünü çekerim.
İşçidir ellerim, yedirmem hakkımı!


Şiirlere Dön..

 

  SEVGİ HIRSIZLARI

Yüzümün yarısı ayna hırsızı...
Kapı deliğinde bir çift göz.
Göz göze geldik gölgemle.
Penceremde ay ışığının sersemletici dalışını seyrediyorum.
Dudaklarım yıldızlara kayıyor ansızın.
Utanıyorum zamansız ayrılıkların çaresizliğinde.
Bu gece buz kesiyorum anılarıma gözyaşı sıcaklığında.
Bak işte! Yine yüreğimin kırıkları kanıyor derinden.
Bir keman sesinde sessizliğe gömülüyorum topraksız...
Sayısız iç çekişlerimi sayıyorum.
Ölüm kokusu sinmiş sanki çıplak ayaklarıma...
Hiçbir şey korkutmuyor beni bu gece.
Hep tanıdılar beni.
Sevdiler, hep kendileri gibi sevdiler.
Tanımadılar oysa ben.
Ve sevmedi hiçbiri...


Şiirlere Dön..

 

  DİYARBEKİR DİYORDUN LO HALO

Diyarbekir diyordun lo halo
Dört bıçak yedim Seyran Tepe’de
Tekmelendim kan ter içinde.
Gözüme bir kız çocuğu ilişti.
Utandım yerde yatmaktan.
Doğruldum, başım dik umutlarım gibi…
Kaçacak yer arıyordu öfkem, beynimden.
Yine sıktım dişlerimi halo sıktım da geçtim!
Yılmadım yazmaktan,
Dicle’de ağıt tüter bacalarda…
Anam yüreğini pişirmiş tandırda.
En güzel türkülerimi daha söylememişim.
Dersim’de söylerem halo Dersimde…
Tütüne sarmışız acıyı nefes nefes…
Kirası ödenmiştir, ömrümüzün dört duvarda.
Kimse görmez, güneş ilk bize doğar.
Tespih çekmek, volta atmak delikanlının aşkıdır.
Ne kelepçe ne de zulüm susturur beni.
Doğacak yıldızlar baharın müjdecisidir.
Umuda bin can;
Özgürlüğe tüm canlar feda olsun halo…

Şiirlere Dön..

  ANILAR VE YILLAR

Sıcak bir çaya hasret dudaklarım.
Tadı kalmamış sigaramın dumanını üflerken...
Uzak dağlarda sevgi hışırtısıyla uyanırdım.
Gençliğimin hatasını ödüyordu, anılar ve yıllar...
Özlediğim yüzler hep aynı...
Uzanan ellerin sıcaklığı alıyordu beni benden.
Bir mektup şahit olurdu yazdıklarıma.
İnat ediyor ve yağıyordu yağmur.
Bir ağaç altıydı kelimeler sırılsıklam...
Bazen karanlıklar keserdi yolumu.
Bulamazdım, aşkın ayak izlerini.
Bir kalemde geçerdim kendimden.
Dökülürdüm sayfa sayfa...
Ve güller Sadık kalmamıştı randevusuna.
Benden önce solup dökülmüştüler soğuk toprağa...


Şiirlere Dön..

  MUNZUR UN KIZI

Viran olmuş bu şehrin dumanı içinde kalmış bir yanım.
Bir yanım dağların heybetinde...
Bilirim... Ulaşılmazsın, öfkelisin gözyaşının buğusunda.
Asi bir dağ çiçeği gibisin.
Hiçbir fırtınada savrulmaz saçların.
Sen yanık ağıtlar içinde büyümüşsün.
Ben sevmişim seni.
Ey! Benim bin yıldır kanayan yaram.
Bir tuzlu gözyaşını da sen dök yarama.
Bak yine kızılkan kokuyor mevsimler.
Haydi! Uzat elini korkma.
Sen ki Munzur’un kızısın...
Barut kokusu güllerin var.
Buğday teninde kurşun yarası,
Dağ ceylanımsın.
Ben sevmişim seni.
Seni sana emanet etmişim.
Hangi soysuz ilişebilir ki!
Darağacına ne acılar; ne hasretler asıldı!
Yüreğimin kafesindeki bütün kuşları azad ettim.
Yollarında kanat çırparak...
Ben sevmişim seni...

Şiirlere Dön..