|
KIRIK KALEMLER SINIFI
Yaşamadan çocukluğumu,
Alıp götürdüler çamurdan oyuncaklarımı.
İçimde hasret kalmıştı:
Kara tahtanın beyaz yazıları.
Ellerim anlamıyordu kalemin dilinden,
Beni bekleyen okul sıralarında…
Ders; hayatı anlamak.
Konu ise hep aynıydı.
İçimde çalardı okulun zili.
Sınıfta kalmıştı yine gözlerim.
Karlı yollar…
Üşüyen eller…
Ve yırtık ayakkabılardı yine cahil kalan.
Öğretmenim demesini biliyordum sadece.
Nemli gözler uyutuyordu beni gece yarılarında.
Gülmeyi ise;
Yırtık üstüme gülenler hatırlatıyordu bana.
Umutlar büyük kentlere göçmüştü.
Adresler sorulurdu bana,
Gözlerimi kapar geçerdim;
Çocukluğumu saklayıp koynuma.
Şiirlere
Dön..
|
DİLENCİ
Sen hiç gülü
Ölüm telaşı içinde
Yaprak dökerken gördün mü?
Dokundun mu kuruyan yapraklarına?
Ansızın düşüp yollara
Yara alıp battın mı?
Yâda sen hiç
Sevgi yetmezliği gibi
Bir hastalığa yakalandın mı?
Şarkılar söyleyip
Şiirlerde aradın mı kendini?
Susadın mı denizin ortasında?
Martı maviliğinde kanatsız
Kar fırtınasına yakalanıp
Bozuk bir şiveyle yardım istedin mi?
Avuç açıp beni diledin mi?
Şiirlere
Dön..
|
YAĞMUR PENCERESİ
Yıllar düğümlenmiş gözbebeklerimde.
Hiçbir yağmurda ıslanmamış
Yüreğimin penceresi.
Kavgalara biledim dişlerimi.
Sersem aşklar yaşadım.
Her ihanet sonrası,
Duvarları yumrukladım.
Kıydım anılarıma…
Yüreğimi hapsettim yalnızlığıma.
Şiirlere Dön..
|
BİR
Bin yalnızlık,
Bin umut,
Bin savaş,
Bin özgürlük
Birde ölüm var içimde
Ama senin,
Bin sevgini taşıyordu yüreğim.
Şiirlere
Dön..
|
KAPATMA PENCERENİ
Kapatma pencereni üşüyorum
sensiz dışarıda
Yokluğunu yüzme bir tokat gibi çarpıp gitme
Gecemi aydınlatan dolunay gibi
Kopart beni yıldızlarından
Beni yalnızlığa üvey evlat bırakma
Yürüyemem, konuşamam sensiz sokaklarda
Emanet etme beni gözyaşlarıma
Utanırım, sensiz ağlayamam
Vuruldukça sensiz bu şehir
Dirilir bütün düşler zamansız
Kapatma pencereni üşüyorum sensiz dışarıda
Savurma yokluğunun ateşini
Küllenirim sana…
Hayalini gömdüm sularıma
Saf ve mavilere emanet
Yetim bir çocuk gibi sokak başlarında
Yalvaran gözlerle baktım gidişine
Yakasına yapışıp hayatın
Olur, olmaz yerlerde
Ansızın ayak seslerinle uyanmak isterdim.
Kapatma pencereni üşüyorum sensiz dışarıda
Yüreğim bir kuş gibi
Açmaz oldu kanatlarını
Sesimde kırgınlık
Ellerim tutsak tenine
Gittin oysa
Ardına bile bakmadan usul usul…
Gölgeni bile aldın gözlerimin ışığından
Kapatma pencereni üşüyorum sensiz dışarıda
Yokluğun içimde dağ ateşi
Oysa bir seni,
Birde sigaramın dumanını çekmiştim içime
Ve sen sevgimi bir izmarit gibi
Son bir nefes daha çekmeden
Fırlattın, kaldırımın nankör yüzüne
Kapatma dedim pencereni üşüyorum sensiz dışarıda
Şiirlere
Dön..
|
BUĞDAY TANESİ AŞKLAR
Kardan yıldızlar biriktirdim
avuçlarımda
Buğday tanesi aşklar bu yaz,
Ilık ihanet kokusu sarmış yılları,
Kızgın demir döver gibi
Yüreğimde yanıyor anılar.
Her yer ayrılığa oynuyor aşksız,
Islak gözlerinin rengi…
Damla damla yağıyor.
Buğday tanesi aşklar bu yaz
Sevmek başka zamana…
Şiirlere
Dön.. |
|
MAYIN YOLU
Sınır tanımaz oldu artık öfkeli
eller,
Sevgi tohumları ekildi gökkuşağının renklerine,
Aydınlık için
Yıldız çırptık gökyüzünden.
Bağlamada tel olduk.
Aşkları sevdaları besledik.
Mayın yolundaydı özgürlük…
Yüreğimizde şarapnel…
Huzuru bulduk
Yağmur damlalarında.
Çığ altında kurtardık umutları.
Hiç pes etmedik;
Durma hadi sende gel,
Bir yana bırak kederini öfkeni.
Kimse anlamasada dilinden,
İçinden geldiği gibi söylenerek gel!
Şiirlere
Dön..
|
YÜREKSİZ MISRALAR
Dilime dizilirken sözcükler,
Yüreksiz mısraların
Boğazına düğümlenirdi sevdalar.
Mülteci rüzgârları esiyordu
Dikenli tellerde.
Çarpıcı kavgalarda, sahne alıyordu resimler.
Bahçeden dışlanmış bir gül,
Kan kırmızı açmış yaprakları.
Kalem şiire kıyamasa da yüreksiz mısralarda
Şiir dediğin, bir tokat gibi çarpmalı adamı
Ürkek, namussuz bir gece vardı yılanın koynunda.
Ne zaman efkârlansam,
Dağlar tutuşurdu kardan.
Kalem şiire kıyamasa da mısralarda,
Şiir dediğin, bir tokat gibi çarpmalı adamı.
Şiirlere Dön..
|
YORGUN
Yine yorgunusun…
Gözlerin yaşamın kıyısında,
Hayallerin sahile vurmuş;
Bir yanın ölüme,
Bir yanın bana muhtaç.
Seni yüreğime sıktım,
Gözlerin, gözlerime emanet
Şiirlere
Dön.. |
İLK
Seni nefretimin utanç duvarına
astım
İlk sevdam…
İlk ayrılığımsın…
Sigaramı yüreğimin közünden yakmayı öğrettin bana
Seni anılarıma ektim.
Gözyaşlarım yeşertir seni.
Şiirlere
Dön.. |
HER GÜN
Her yanım anı…
Hayat paramparça,
Umutsuzluk doğmuş üstüme.
Çekip gitsem yıkıntıların arasından,
Kaçabilsem umutsuzluğumdan.
Yaşamışlığım da yok;
Ne aşk ta,
Ne kavga da
Şiirlere
Dön.. |
DARAĞACI
Bir gün umudu darağacına
götürdüler
Umut doğurdu,
Aşkı, sevgiyi…
Zalimler, doğan umutlara kıyacakken,
Umutlar kustu,
Dostluğu, kardeşliği…
Kinlerinde boğuldular zalimler.
Yaşadı umutlar.
Darağacı büründü yeşillere…
Şiirlere
Dön.. |
AŞKLAR
Eskiden insanlar, yalınayak
gezerken
Aşklar, adamakıllıydı
Şimdi insanlar yalınayak değil,
Ama aşklar yarım yamalak.
Şiirlere
Dön.. |
YÜREĞİMDEKİ DEPREM
Tarih olmuş bir kentin
kalıntılarıydık.
Unutulmuş bir enkazın
Duyulmayan sesiydik.
Yüreğimiz serindi,
Hissetmiyorduk bedenimizi.
Ölümün soğukluğu,
Yaşamın sıcaklığı,
Ilık nefesimizle buhar olup uçardı.
Sabahları düşlerken ürperirdik.
Acı dolu çığlıklar yükselirken,
Bıçak gibi keserdi sessizliği.
Kurtulmayı beklerken,
Unutulmuşluk duygusu sarıyordu bedenimizi.
Bir kibrit çöpü ile
Fark edilme hayalleri kurarken
Temelinden çöküp geldi.
Ve üzerimizde kaldı
Hasret dolu duygular
Ve sevgisizlik duvarının altında
Can verdi umutlarımız
Şiirlere
Dön..
|
SEN, BEN VE UMUT
Sen yıllara aldanmışsın,
Ben martılara.
Sen umudunun bolluğunda daralmışsın,
Ben Harran, da öğrenmişim sevmeyi.
Sen süslü kalabalık şehir,
Ben yıkık köy.
Yani sen ben umut
Şiirlere
Dön.. |
KURŞUN İHANETİ
Firari avuntuların ihanet
kurşunlarında,
İki damla gözyaşı döküldü kanayan yaralarıma.
Beni umuda oynayan kaç senaryo yakıldı;
Sonrasında kaldım hep güzelliklerin,
Sağanak yağmurlarda onca kirli yüz yıkandı,
Oysa yağmurlarıda kirlettiler avuçlarında,
Hala şafak sökmedi…
Hala alacakaranlığa emanet,
Tek sevdam can çekişiyordu.
Sevişmeler, dudak rujunun kayganlığında
Okşuyordu tenini
Çöller, hasreti yüklüyordu kervanlara;
Ana sıcaklığından yoksun…
Oysa dostu posta sarıp vururken
Çobanyıldızı şahitti geceye.
Soysuzların sürüsünde,
Kuzularımızı ürkütmüyordu.
Uzaktan kurt sesleri…
Issız dağ ateşinin közünde,
Tütüne sarıp yalnızlığımızı içtik.
Namuslu delikanlının işiydi,
Volta atıp tespih çekmek.
Şiirlere Dön.. |
YAŞAMA SANCISI
Yüreğimin enkazından
Vagon dolusu özlemler çıkıyordu.
Sevginin karanlık tünelinden…
Bir harabeydi bakışlarım.
Oysa çocukluğum
Bayram şekerlerinin peşine düşmüştü;
Doldurdukça yırtık cebimden dökülüyordu.
İlk sigaram da öksürmüştüm
Ve kulağımı çekecek bir babadan yoksundum.
Hayat perdesiz bir tiyatroydu kaderin oyununda
Herkesin rolü vardı;
İyiye kötüye ödül,
İnsanca yaşayabilmekti.
Şiirlere Dön.. |
RIHTIM
Rıhtımda aşkımın yosunları
birikmiş,
Dalgaların çıplaklığında.
Bin bir renkli balık yüzer deryalarımda.
Ufkuna açıldım hüznümün bu gece.
Sevdanın ağına takıldım çaresiz
Sandalın kimsesizliğinden sıyrılarak
Yol alıp yakamozlarda
Kaybolmak isterdim, güneşin sırtında.
Şiirlere
Dön..
|
USULCA İHANET
Usulca söyle aşkının yalan
olduğunu,
Ürkütmeden gül dalındaki bülbülü.
Usulca çek gözlerini gözlerimden.
Bakışların ihanet saçıyor,
Yüzün kirli aynalar gibi,
Utanmazlık var her maskende
Kaldırımdan düşer gibi düştün içimden
Aşkın, okunmuş bir kitap gibi
Kaldırdım tozlu raflara.
Şiirlere
Dön..
|
SEN ÇİÇEK SULARDIN
Dokunulmazlığı kalkmış…
Ellerin özgürken.
Teninde parmak izime rastlanmadı.
Öpüşme yasağına rağmen,
Dudaklarından öptüm seni;
Göz hapsinde, fotoğraf tadında.
Sen çiçek sulardın,
Bense, hayatı avuturdum şiirlerimde.
Bazen boş odamda,
Sigaramın dumana doyduğu anı oynardım.
Anlık dalgınlığıma geldi gözlerin.
Saçların ellerimden uzakta
Sen çiçek sulardın,
Bense, hayatı avuturdum şiirlerimde
Şiirlere
Dön..
|
DİYARBAKIR YOLUNDA
Yollarına anılarımı serdim
Dicle ‘nin…
Uzak dağ köyleri,
Yalnızlığımı üflüyordu çoban kavalında.
Bu senede yoksulluk tütüyordu bacamızda;
Can çıkar;
Umut terk etmezdi bedenimizi
Barut kokusu gecelerde,
Sarıldık çocukluğumuza.
Sonra, damdan düşerdik.
Sevdalarımız, gözlerimiz kadar karaydı,
Silvan’ da yoğurt satar,
Acı doldururduk yırtık ceplerimize.
Hiç olmadı, kitaplarımız, uçurtmalarımız…
Hayat, sayfa sayfa okuyordu canımıza.
Şiirlere
Dön..
|
ALACAKARANLIKTA BİR ÖYKÜ
Alacakaranlıkta yitirdik
onları…
Kızıl kıyametin habercisiydiler.
Açtılar, susuzdular,
Korkunçtu yüzleri.
Kan ter içindeydiler.
Sırtlarında çocukları,
Epey yol almışlardı.
Gelecek kaygısı vardı gözlerinde,
Kar fırtınası boğmuştu hayallerini.
Güvendikleri dağlar,
Çığ olup düşmüştü umutlarının üstüne.
Her geçen gün
Biraz daha yok oluyorlardı.
Bir parça ekmek,
Bir yudum su,
Çamurdan bir evdi belki istedikleri.
Veremedik bunların hiçbirini onlara…
Unutulacak en son kişiler,
Dökülecek ilk gözyaşlarıydılar.
Şiirlere
Dön.. |
|
YAKAMOZLAR YANSIN
Yorgunum yine…
Özgür kuşlarımın dilinde dolunay,
Gözlerimde asi rüzgâr buğusu…
Yanan yakamozlara ne demeli şimdi,
Sevdam gibi;
Onurlu, ürkek.
Bitmesin bu gece,
Yansın yıldızlar.
Boynu bükük
Yetim bir aşk besliyorum içimde.
Bitmesin bu gece,
Yansın yakamozlar.
Ölürüm sabah olursa…
Şiirlere
Dön..
|
ÖLÜMÜ HİSSETMEK
Gökyüzünde saklı yıldızları
ararken
Ölümü hissettiğin o an gelir
Ne durduğun yer senin
Nede baktığın yer kalıcı
Seni sana soracaklar
O tuhaf duyguyu hissedeceksin içinde,
Hiçbir kaçışın olmayacak.
Geçmişte izlediğin her yol,
Seni kalbine,
Ve vicdanına götürecek,
Ölümün bir kez,
Acıların bitmez tükenmez gelecek sana…
Şiirlere
Dön..
|
TENHA KAVGALAR
Bir çit ötede kalmış aşklar.
Yanlış sürüyü güdüyordu dağlar.
Kin üflüyordu kavalın sesi,
Kim bilir kime…
Çoban yıldızına.
Dolunayda sitem ediyordu kurtlar.
İçimdeki yalnızlığı
Hiçbir dil anlatamıyordu.
Uzak dağların eteğinde
Kimsesiz bir kavga gibi…
Yıldızlara sarılıp
Sabahı beklerdim titreyerek.
Şeffaf anılar demlenirdi
İsli ocaklarda.
Közden sigara yakardım
Sonra közle kardeş olurdum.
Tenha kavgalar birikti bileklerimde.
Kuşluk sevdalar kaç satıra sığardı,
Kaç şiir nemlendi gözlerimde.
Sonbaharın artıklarını topluyordu rüzgâr.
İlkbaharın avuçlarında tohumlar…
Bense yorgun akşamları biriktirdim gözlerimde.
Şiirlere
Dön..
|
KIRMIZI VAZODA BAHAR
Kırmızı vazonun kuşatmasındaki
güller,
Yaprak döküyordu birer birer.
Bahar âşıktı yine…
Islık çalıyordu rüzgârında…
İhanetler, sevginin sömürgesinde
Başkaldırıyordu aşka
Bense, her bahar âşık olurdum; annemden
Habersiz.
Dudaklar rüzgârın esiri,
Gözler, yıldız kayganlığında biçare,
Şiirler, bir kız gibi alımlı.
Açık pencerenin açıklığında
Mutsuzluk kırıntıları.
İçinde, kurdun, kuşun payı.
Denizler ise;
Sayfa sayfa dalgalanıyordu her mısrada.
Yordun kürekler çekiliyordu sandalın
Yalnızlığında.
Bense, her bahar âşık olurdum; annemden
Habersiz.
Şiirlere
Dön..
|
RASTGELE
Hasret yüklü vagonlar,
Raylarını eze eze
Sevda çeker limana.
Martılar umut taşır mavi düşlere,
Rast gele özgürlük, rast gele…
Derin yaralar güzeli,
Yüzün benzemez yüreğine.
Düşmüşüm yollara barikatlar aşarak.
Yalnızlığın kan kokusu gibi saçların
Bileklerin soğuk kelepçelerin ışığında,
Soğuk hücreler görmüş yüzünü,
Fişlenmiş dışlanmış bir aşk gibisin.
Rast gele özgürlük, rast gele…
Şiirlere
Dön..
|
ÜÇ KAPI
Mutluluklar üç
kapımı çaldı,
Zemheri acısı damağımda.
Biri dolunay ürkekliğinde yüreğimi,
Biri Munzur sevdasında kuşlarımı,
Biri de yayla aşkında yıldızlarımı.
Şiirlere
Dön..
|
KIRIK HAYAT
Gökyüzü kızıla kesmiş…
Oğullarımı
Kızlarımın dilinde yiğit türküler.
Vurulup apansız devrilen
Kuşlarıma yanıyorum.
Irmaklar kan ağlıyor yüreğimde.
Geceler, olmadığı kadar karanlık.
Yokluklarım benden perişan.
Yaşlanıyorum artık;
Sırtıma dayanan
Yetim acıları çekiyorum.
Kim avutabilir,
Kim getirebilir bana gençliğimi.
Hangi yağmur damlası
Kurutabilir gözyaşlarımı.
Ben yansaydım,
Yangınlarım kurtulsaydı bende…
Şiirlere
Dön..
|
|
ADLİYE YILMAZ
Yıldızlara gelecek kaygısıyla
bakardı,
Sessizce ateşin başında ağlardı yılmaz.
Yüzünde kimsesizliğin acısı…
Hey gidi yıllar…
Soğuk bir limanda
Tartaklandığı günleri anlatırdı.
Hiç değişmemişti…
Sigarasını içerken
Kayboluyordu dumanında.
En iyi dostunun ölüm olduğunu söylerdi.
Hiç kimsede olmayan
Bir çocuk vardı yüreğinde.
Bir başka olurdum onun yanında.
Ve bir sabah…
Limanda cesediyle karşılaşacağımı
Hiç düşünmemiştim.
Bir yıldız gibi kayıp gitmişti.
En iyi dostunun yanına.
Şiirlere
Dön..
|
REZİL KENT
Nefes alıyorum,
Yaşamak denirse adına.
Acımasız hayatın
Dişlerinin kovuğuna sıkışmış gençliğim.
Rezil bir aşkın
Leş kargaları gibi bu kent.
Beni taşımıyor artık.
Martı sürüsü telaşında çocuklar…
Uçurtmalar yıldızlardan kaçardı bu kentte.
Düşler bir avuca sığar,
Umutlar bu kentin yabancısı
Aşklar ise bir bir kaçıyordu
Bu yorgun, bu rezil kentten.
Şiirlere
Dön..
|
KENT UYUR
Yıldızlar kayar,
Sonrasında çıldırmışçasına yağan yağmur.
Ben susarım…
Ölüm ezbere gelir dudaklarıma.
Terli uykular kalır bana.
Paramparça ışıklar yanar.
Ben susarım,
Kent uyur…
Şiirlere
Dön..
|
KÖZ GİBİ
Gözlerim bir çift kuş.
Bir açabilsem
Kanatlanıp uçacaklar.
Yüreğimi bıraktığım ellerine.
Kör bulutları sığdırdım düşlerime
Seni köz gibi sevdim
Yangınlarımın sarhoşluğundasın
Şiirlere
Dön..
|
YAK BENİ
Yak beni;
Çıplak bir odanın karanlığında.
Gözlerimde sensizliğin kokusu,
Aşkımın son kırıntılarını böldüm martılara.
Yak beni;
Yosun yeşili gözlerinle.
Kırıldı yüreğimin camları,
Kesildi nefesi şiirlerimin
Boş sokaklar gibiyim.
Kimsesizliğimi örtüyorum üstüme.
Yak beni;
Yak artık,
Limana sakladığım korkularımda.
Ne beklediğim nede uğurladığım,
Bir sevdam yok artık.
Şiirlere
Dön..
|
YORGUN GÖZLERİM MAVİLERE
Ay gecenin mahmurluğunda,
Sesleniyorum börtü böceklere.
Dilsizliğinde sevdalar eriyor.
Aşıyorum yolları dağları,
Seriyorum ömrümü bahara
Yorgun gözlerim mavilere
Yaş kırk beş.
Yol yakın
Damarlarım asi
Çocuk gibi alıngan
Yağmurlar gibi duygulu sessiz
Diziliyor anılar tespih tespih
İyilere gözyaşı, kötülere tebessüm
Düş yakamdan
Düş ey hayat
Ne sen kucak açtın bana
Ne de ben sadık kaldım sana.
Şiirlere
Dön..
|